Ayna PD
Ayna'nın Hikayesi
İki arkadaş hayal kurdular önce; dokunmak istediler insanlara, ayna olmak istediler. Yaşanmış, hikâyeleri olan eşyalarla dolu küçücük bir “Ayna” kurdular. Eski de kalmış eşyaları satan arkadaşları aradı bir gün onları. ‘Adınız AYNA size sizi simgeleyen bir ayna buldum, gelin’ dedi. Heyecanla gitti iki arkadaş ve görür görmez hayran kaldı ikisi de, kollarını açmış sanki kucaklamak için bekler gibi duran oyma ağacın içine yerleştirilmiş küçük aynalardan oluşan bu aynaya ‘Ben sizin için buraya geldim.’ diyordu. Logosu oldu kucak açan ayna; insanlara dokunmak isteyen “Ayna’ya”. Yıllar geçti küçücük “Ayna” büyüdü, eşyalar yenilendi ayak uydurdu yeni dünyaya. İki arkadaştan biri dinlenmeye çekildi, diğeri yola yalnız devam etti. Yalnız dediysek de tek değildi, başlangıçtan bu yana yanında olmaya devam eden ekip arkadaşları ile yeni katılanlara kucak açtı, kocaman bir “Ayna” ailesi oldu.
Bugün kapıdan girdiğinizde kucağını açmış sizi karşılar o ayna. Sağa doğru kıvrılıp da odalara açılan koridorda ilerlerken “Ayna’nın” ilk eşyası olan camları işlemeli kumaşla kaplı dosya dolabı göz kırpar size…
Hoş geldiniz!
Çalışma Alanlarımız
Bireysel Danışmanlık
Çocuk, yetişkin, aile ve çiftler ile bireysel olarak yapılan çalışmalardır. Bireyin kendini tanıması ve keşfetmesine olanak sağlar. Bu süreçte; bireyler hayatta başa çıkmakta zorlandıkları konular hakkında yeni beceriler kazanır.
Kurumsal Danışmanlık
Şirketlerin ve kurumların yönetim, işletim ve iletişim sorunları psikolojik değerlendirme yöntemleri kullanılarak analiz edilir. Elde edilen veriler doğrultusunda, kuruma yönelik çözüm önerileri paylaşılır.
Akademik Eğitimler
Alanda çalışan uzmanlara yönelik yapılan psikoloji temelli eğitimleri kapsar. Çocuk, yetişkin, aile, çift ve grup çalışması alanlarındaki konuları içinde barındıran bu eğitimlerin amacı; meslektaşlarımızın saha içindeki pratik becerilerini geliştirmeye katkı sağlamaktır.
BİZİMLE İLETİŞİME GEÇİN
BLOG
Son Yazılar
BESİNLERİ TANIYORUM
Diyetisyen Burcu Akgül
Yaş aldıkça becerilerinin gelişmesini, kendi kendine yapabildiği işlerin artmasını beklediğimiz çocuğu, aslında hep kendi bilgimiz ve tecrübemizle desteklemeye devam ederiz. Peki, bunu “beslenme” söz konusu olduğunda neden yapmayalım? Bir çocuk, doğal olarak, akşam yemeğinde neden gofret değil de köfte yediğini bilemez. Bu noktada yetişkine, ebeveyne, çocuğun bakımıyla ilgilenen her bireye düşen rol büyük. Çocuklara besinler genel olarak tanıtılır, ne için yedikleri anlatılırsa beslenmek çok daha keyifli bir hal alacaktır. Oldukça sık kullandığımız “Süt içersen boyun uzar.” cümlesini kurmak ve hatta daha meraklısına sütün içerisindeki kalsiyumu anlatmak gibi. “Şimdi bu köfteyle kasların güçlenecek.”, “Bu meyveler seni hastalıklardan korumaya yardımcı olacak.” gibi örnekler üzerinden çocuklara besinleri tanıtmak “Tabağını bitirmezsen büyüyemezsin.” cümlesinden çok daha işlevsel olacaktır. Çok fazla detaya inmeden, anlayacakları dilden basitçe anlatmaya çalışın. Çocukların her konuda olduğu gibi beslenme hakkında da soru sormasına izin verin ve elinizden geldiğince sorularını yanıtlamaya çalışın. Bir bakmışsınız tencere yemeğini hiç sevmeyen çocuk, birden ağzı kulaklarında kereviz yer olmuş.
ÇOCUKLAR NEDEN ANA YEMEK YEMEZ?
Diyetisyen Burcu Akgül
Bunun ilk sebebi çocuğun fizyolojik olarak aç olmamasıdır. Ana öğünlere yakın saatlerde dengeli bir ara öğün almış olsa da çocuk aç hissetmeyebilir ve yemek istemez. Bu durumda ana öğün saatlerinden biraz daha uzak aralarla ara öğün oluşturabilirsiniz.
Uzun süre çocuğun yemeği reddetmesi, altında yatan başka bir sebebe işaret edebilir. Biz yetişkinleri düşünün; kimimiz üzgünken iştahımız kesilir, kimimiz ise daha fazla yemeğe gömülürüz. Çocuklar da mutsuz olduklarında iştahsız olabilir veya kendilerini yemeği reddederek ifade etmeye çalışabilirler. Bir arkadaşıyla tartışmış olabilir, ilgiye veya şefkate ihtiyaç duyabilir ve bunu yeme davranışını durdurarak belli etmek istiyor olabilir. Bu durumda çocuğa soru sormak, onu gerçekten dinlemek ve hislerine kulak vermek oldukça önemlidir.
Çocuğun boy ve kilosu bir uzman tarafından düzenli aralıklarla takip ediliyorsa ve çocuğun gelişimi yaşına uygun ilerliyorsa; evdeki beslenme düzeni yeterli ve dengeliyse hiçbir endişeye gerek yoktur.
“EYVAH ÇOCUĞUM SÜT İÇMİYOR!”
Diyetisyen Burcu Akgül
Yaşamın sürdürülmesi, büyüme, gelişme ve mevcut sağlığın korunması için beslenmeye ihtiyaç duyarız. Çocuklar söz konusu olduğunda beslenmeye verilen önem daha da artar çünkü “çocuk” dediğimizde gözle görülür bir biçimde büyümekte olan bir canlıdan söz ederiz.
Çocuğu süt içmediğinde çoğu ebeveyn, çocuğun boyunun kısa kalacağından veya büyümesinin yavaşlayacağından endişe duyar. Peki, bu endişeye gerek var mıdır?
Kalsiyumun en zengin kaynakları süt ve türevleridir. Süt içmeyen bir çocuk, yeterli miktarda yoğurt ve peynir yerse veya ayran içerse de zengin kalsiyum kaynağından faydalanmış olacaktır. Bu örneği neredeyse tüm besinlerle destekleyebiliriz. Herhangi bir sebze veya meyve için de aynı durum söz konusudur. Her besin farklı oranlarda vitamin ve mineral içerir ve hepsinden alacağımız fayda başkadır. Beslenme ne kadar çeşitli olursa da o kadar dengeli beslenmeyi yakalamış oluruz.